Çarşamba, Kasım 24, 2021

"BORGES VE BEN"den "KUM KİTABI"na



Jay Parini'nin kitabı Borges ve Ben'i aldığımı, beğenerek okuduğumu "Her Güne Üç Güzel Şey"de yazmış, bir iki alıntı yapmış ve zevkle okuyup bitirmiştim.
Kitap kapağında yazılı New Yor Times alıntısını bu satırları yazarken dikkat ettim ve şu nefis tesbite katılıyorum:
"Borges'in zaten hayranı olan okurlar için bu anı-roman, lezzetli bir ziyafet. Henüz okumayanlar içinse pek çok kişinin edebiyata dair düşüncelerini değiştiren bir yazara mükemmel bir giriş kapısı."

Benim için Borges, 2009'da Kum Kitabı'nı okuduğum, öyle fazlaca etkilendiğimi hatırlamadığım ve daha fazla kitabını okumaya biraz da çekindiğim bir yazar(dı). 
Aklımda kalan hakkındaki ilginç bilgiler Arjantin Ulusal Kütüphanesi Müdürlüğü yapmış olması ve yaşamının son yıllarına doğru, gençliğinde geçirdiği bir hastalık nedeniyle, yavaş yavaş görmez oluşuydu. 
Kitap, Jay Parini'nin 1986 yılında bir sabah Jorge Luis Borges'in ölüm haberini almasıyla başlıyor ve 1970 yılında edebiyat doktorası yapmak ve biraz da Vietnam savaşına asker olarak çağrılmaktan kaçmak için gittiği İskoçya' da karşılaştığı Borges'le ilgili anılarıyla devam ediyor. Bunlar anlatılırken, genç bir yazar adayının günlüğünün başına rehber gibi yazdığı şu cümledeki yazma, büyüme, olgunlaşma  sancılarına da tanık oluyoruz.

"Bilinçli bir şekilde yaşamak, yüzünü hayatın yalnızca temel olgularına döndürmek, ölme vakti geldiğinde yaşamamış olduğumu keşfetmektense hayatın öğretmesi gereken şeyi öğrenip öğrenmediğimi görmek."
Walden - H. D. Thoreau

Olaylar gelişir, 22 yaşında olan ve  genç doktora öğrencisi Parini henüz tanıştığı ve hiç okumadığı ünlü yazar Borges'le birlikte, İskoçya'nın kuzeyine doğru  kendi külüstür  arabasıyla  yola çıkar.
Bir hafta süren yolculuk, hayat gibidir; kazalar, komik olaylar, yolda tanışılan insanlar, hayatın anlamını veren diğer şeylerle doludur. daha fazla anlatmıyorum ve aşağıya kitabın son sayfalarında yer alan satırları ekliyorum.

"Ve yakında toz olacak, ama yine geliriz,
Sevdiğim çimenden büyümek için toprağa bırakıyorum kendimi,
Beni tekrar istersen tabanlarının altında ara,
Pek bilmeyeceksin kim olduğumu ya da sözlerimin anlamını,
Yine de sağlıklı olacağım senin için,
Ve süzüp lif lif ayıracağım kanını"
W. Whitman



Sonraki gün, gidip kitaplıktaki Borges'leri kolaçan ettim, Kum Kitabı'nı okumuştum kesindi, ama Alçaklığın Evrensel Tarihi'nden emin olamadım ve okumaya Kum Kitabı'ndan başladım.
Bu kitap Borges'in son öykü kitabı ve 1975 tarihini taşıyor. Kitap arka kapağında şöyle yazıyor: "Öykülerin otobiyografik ögeleri ağır basarken, hem alabildiğine fantastiktir hem de gelip geçen olaylar üzerine derin düşünceler havası taşır, Borges'in olgunluk çağının en önemli eserlerinden biridir."
Bugünlerde tadını çıkararak Kum Kitabı okuyorum işte.

Borges hakkında ansiklopedik bilgi edinmek isterseniz, buraya bakabilirsiniz. 


Salı, Kasım 23, 2021

Onbeş yaş ve diğer bazı şeyler

Alttaki yorumları sonra okuyacaklar için kısa bir not düşeyim.
Yazının başında Borges ve ben kitabını okuduktan sonraki düşüncelerim ve Kum Kitabı ile ilgili notlarım vardı.
Onbeş yaş fotoğrafı kitapların önüne geçmiş, kendimi Borges'e karşı mahcup hissettim ve o nedenle yazıyı böldüm.



23 Kasım 2006'da  Ekmekcikız'a ilk kez yazmışım. 
Öylece, bir iki cümleyle, kendi kendine konuşur gibi. Yavaş yavaş burası yuvam olmuş, yazmışım yazmışım yazmışım ve onbeş sene geçmiş. 
Şimdi onbeş yaşındaki bloguma onbeş yaşımdan bir fotoğrafla iyi seneler demek istiyorum, daha yolun başındasın Ekmekcikız.
Fotoğraftaki onbeş yaş da ilk yazı gibi biraz, çekingen, hafif şaşkın, poz verirken nasıl duracağını pek bilememiş. Onbeş yaş işte!

Cumartesi, Kasım 13, 2021

İkibinyirmibir'i naa'pmalı?

Sizi bilemeyeceğim, 2021'i naa'parsınız? Ben henüz karar veremedim. Muhtemelen takvimin son yaprağını çevirip, yeni seneye başlayacağım.

Pek umutlu başlamıştık 2021'e, hastalık, salgın biter diye umut ediyorduk, en başta. Biraz da belki ekonomi canlanırdı, filan. Hatta belki seyahat imkanımız da olabilirdi. Yine de ne olur ne olmaz "her şeyin başı sağlık" deyip durduk.

Akşamüstü eve dönerken gördüm, bizim sokağın altındaki kaldırımın köşesinde "2021" boylu boyunca serilmiş yatıyordu. Yatıyordu biraz yumuşak bir ifade oldu, alenen kaldırımın köşesine fırlatılmış atılmıştı, çöpe kadar götürülmemişti bile!

Atana o kadar ağır bir yük vermiş olmalı ki diye düşündüm, yerin sokağa düşmektir demiş sanki. Haydiii bakalım, yallah!...



Yok yok! O kadar değil, güzel günlerimiz de oldu, kötüleri de. 
Umudumuzu koruduğumuz sürece gelen günün yenisini bekleyeceğiz. 
Hem "belki üstümüzde bir kuş geçer, gün doğarken ya da güneş batarken..."


Salı, Kasım 09, 2021

Babam...

 ... Almanya'ya giden ortanca dayıma bir fotoğraf makinesi ısmarlamıştı, 66-67 yılları olabilir, makine geldikten sonra her vesileyle fotoğraflarımızı çekerdi. Vesile dediğim, okula başlama, bir başka şehre gezmeye gitme, bayram, doğum günü filan.
Önce siyah beyazdı fotoğraflar, televizyonlar gibi, sonra renkli fotoğraflar çıktı. Çekilen fotoğrafların geriye sarılıp filmin ışık almadan film rulosuna hapsi gerekirdi ki, fotoğrafçı o filmi sağlıklı banyo edebilsin. 
Babam içinde 32-34 film olan, çekilip sonuna gelmiş her  ruloyu sararken  heyecanla başında beklerdim. Fotoğraflar bir zarfın içinde eve geldiğinde, heyecanla açar, neler çekilmiş, güzel çıkmış mı merakla bakardım, bakardık aslında kardeşimle, annemle.
Bir kaç gün içinde babam o fotoğrafların hepsinin arkasına tarih atar, yerini yazardı. Bir süre sonra annem onları albüme yerleştirirdi. 
Yıllar geçti, fotoğraflar çoğaldı, zarflarda birikti. Babamın vefatından sonra bir gün oturup onları albüm haline getirmek istediğimizde pek de zor olmadı, babam hepsinin arkasına tarih yazmıştı. 




Bu fotoğrafın arkasında babamın el yazısıyla "Kasım 1970, Yenişehir" yazıyor. Bir taşın kenarına oturmuşuz, orası kasabanın Baba Sultan parkındaki havuzun kenar taşı. Muhtemelen babam fotoğraf makinesini otomatik çekime ayarladı, koşup aramıza oturdu, klik sesini duyduk, fotoğraf çekildi.

Babam ve kızları.
Kardeşim 7 ben 10 yaşındayız, aslında 6 ve 9'uz, yıl sonunda birer ay arayla öyle olacağız.
Babam 42 yaşında. 
Bu fotoğrafın çekilmesinden 8 sene sonra babam hayata veda etti. Aniden, hiç beklemezken, dünyamızı alt üst eden bir gidiş.

Bugün onun vefatının 43. yıl dönümündeyiz. Kardeşim kızını görmek için yurtdışına giderken tembihledi beni "babama gitmek için beni bekle, tamam mı" dedi. 
Bekliyorum canım, bugün gözpınarlarımdaki hüzün damlacıklarıyla.